Haklısınız çoğu konuda katılıyorum smp yi deri ile denemedim bir güzel kahve düet tarzı ile deneyesim varBigCrown yazdı:Heesh yazdı:Çok güzel saat siz bu kasaya kalın geldi diyorsanız 42 mm lik omega seamaster ile 16,8 cm bilek ile bizi düşünün bana da bu saat çok ince güzel geliyormatadormax yazdı:Heesh yazdı:matadormax yazdı:[quote="mturann"][quote="matadormax"]
Harika fotoğraf![]()
Teşekkürler Turan Bey, başka saatleri dönüp dolaşsam da zirvelerde bir yerde her zaman sub vardır diyorum. Son kasada öyle bir noktaya getirdiler ki, bunun üzerine daha ne koyabilirler bilmiyorum. Tasarım mükemmele ulaştı bence. Belki aynı proporsiyonlarla 37mm'lik versiyonunu çıkarsalar ses getiren bir hamle olabilir.
Çünkü günümüz trendi olan küçük çaplara yönelim varken submariner gerçekten hem gözüme hem de hissiyat olarak iri gelmeye başladı. Gerçi o zamanlar saat 40mm'ydi ama eskiden ufacık saat bu deyip burun kıvırdığım zamanları da dün gibi hatırlıyorum. O zaman da bileğim 17cm'ydi şimdi de öyle halbukiama 40 m güzeldir her zaman
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
Sizin de anlıyorum fakat Submariner 40.5mm çaplı olmasına karşı bilekte hiç de minyon duran bir saat değilBunu lug to lug mesafesinden anlıyoruz ki, sub: 48mm. Sizin seamaster ise, 50mm. Yani 42mm çapa rağmen arada çok az fark var. Hatta bende 43.5mm planet ocean da var L2L: 49mm ve inanın bileğe üstten bakınca deri kayışın da etkisiyle sub'dan daha kompakt duruyor. Ama bileği yan çevirince tank tabi
![]()
Şahsen saatin tabak gibi ince olmasındansa, havaleli olmasını daha çok seviyorum. Mesela planet ocean'ı genelde kışın ve uzun kollu giysilerle takarım. Gömleğin altına kaçtığını hiç görmedim ki amaç da bu zaten, saat her zaman ön planda.(Bazı montların bile altına kaçmıyor![]()
Bir örnek de 15202ST'den vereyim, zamanında bu AP'yi denk getirmiş ve gözü kapalı almıştım. O zamanlar entegre bilezikli diyebileceğim sadece Daytona vardı bende ve malum 38.5mm kasa çapına sahipti. 39mm RO'yu görünce denemeden anında atladım ama ne göreyim; 49mm L2L ve 8mm kalınlıkla saat bileğimde tabak gibi, görüntüde ise kabak gibi durdu![]()
O saati aşırı sevmeme rağmen takamadım ve elden çıkarttım, bir daha da hiç AP almadım. Çünkü 37mm'lerde falan o incelik yok yani Jumbo'daki tadı hiçbiri vermiyor açıkçası. Çok uzattım ama özetle şunu diyebilirim ki bence deri kayışla sizdeki 42mm seamaster, submarinerden daha kompakt bile durabilir benden söylemesi. Submariner kesinlikle küçük bir saat değil, şu an bile kolumda ve gözüme batıyor net.
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi[/quote]
Görece ince bilekli olmamdan mütevellit; saat çapları daha doğrusu proporsiyonlar hususunda titiz hatta belki ‘’takıntılı’’ biri olarak şunları söyleyebilirim: Saat oranları mevzubahis olduğunda birçok hobidaş çapa ve/veya lug to lug ölçüsü dediğimiz saatin uzunluğuna takılıyor ancak bunların yanında önemli -hatta bence daha da önemli- olan başkaca hususlar da mevcut. Zira örneğin:Bir saatin lug yapısı, lug ölçüsünden çok daha mühim bana soracak olursanız. Sivri ve ovalleştirilmemiş / kavis verilmemiş boynuzlar saati olduğundan kaba gösterir. Bu hususta Submariner ve Yacht Master örneklerini verebilirim. Güncel mevzubahis Submariner’ın 41 mm olduğu söyleniyor. (Benim yaptığım ölçüme göre 40.5 mm) Lug to lug ölçüsü de 47.6 mm ile 48 mm olarak farklı kaynaklarda belirtilmiş. (Benim yaptığım ölçümlere göre 47.6 mm) Yacht Master 42 ise daha büyük çaplı bir saat olmasına rağmen ve lug to lug ölçüsü daha uzun olmasına rağmen (lug to lug ölçüsünün, 50.3 mm olduğu söyleniyor ancak ilgili modelin 42 mm boyutuna sahip olmadığım için bağımsız bir ölçüm yapmam söz konusu olmadı.) Yacht Master bilekte daha konforlu ve daha küçük hissettiriyor. Bunun nedeni açıkça boynuzların yapısı. Keza Submariner her ne kadar kült bir model olsa da işçilik bakımından Yacht Master’ın çok gerisinde. (Submariner’ın işçilikte daha geride olmasından kastım yalnızca kasa işçiliği ile sınırlı değil ancak konuyu amacından saptırmamak adına bu husus üzerinde durmayacağım.) Öyle ki boynuzlar Yacht Master’da yuvarlanmış şekilde bileği sararken, Submariner’da boynuzlar daha keskin hatlı. -Benzer durum, neredeyse bire bir aynı olacak şekilde 36 mm yivli Datejust (126234) ile Yacht Master 37 kıyaslamasında da mevcut. Yacht Master her ne kadar kağıt üzerindeki verilerde daha büyük gibi dursa da bilekte çok daha konforlu ve çok daha küçük hissettiriyor.-
Boynuz yapısı (dik ve uzun boynuzlar) hususunda nomos modelleri sükse yapmıştır. 36-38 mm arası Nomos modellerinin nasıl bilekte olduğundan daha büyük durduğunun cevabı da budur aslında. Bilindiği üzere Nomos’un imzası haline gelmiştir ilgili boynuz tasarımı.
Peki yalnızca boynuz tasarımı mı mühim saatin bilekte nasıl durduğu, gözümüze nasıl göründüğü konusunda? Pek tabii hayır. Bezel yapısı, bezelin kalınlığı ve hatta bezelin ve kadranın rengi dahi kasa çapından daha çok etkiliyor aslında saatin duruşunu ve dolayısıyla saatin görünüşünü. Örneğin: Submariner modelinde kalın siyah bir bezel var. Bu kalın bezel sayesinde kadran daha küçük bir yer kaplıyor saatte daha doğrusu kadran küçülüyor. Kadranın siyah olması da aslında saati olduğundan daha küçük gösteriyor. İnce bezel ve açık tonlar ister istemez saatin daha büyük görünmesine yol açıyor. Ekseriyetle ince bezelli olmalarından mütevellit, dress Watch olarak tabir ettiğimiz saatler bu nedenle daha küçük kasa çaplarında üretiliyor.
Bitti mi? Hayır. Bir diğer önemli mesele, kasanın şekli. Alışılagelmiş kasa tasarımının yuvarlak hatlardan ibaret olduğu hususunda herhangi bir tartışma mevzubahis değil ancak farklı kasa tiplerinde durum değişiyor. Mesela kare kasalarda saatler olduğundan daha büyük görünüyor. Örnek teşkil etmesi ve açıklayıcı olması adına; 33.65mm kasa çapına, 37mm lug to lug ölçüsüne (hatta kendi ölçümlerime göre daha kısa.) ve sadece 6mm kalınlığa sahip Dennison Tiger Eye saatin yaklaşık 15.5 cm’lik bileğimde nasıl durduğunu paylaşıyorum.
Ayrıca bileziğin / kayışın yapısı da mühim. Bilezik ne kadar incelerek gelirse saat de bir o kadar zarif ve dolayısıyla küçük duruyor. (Unutmamak gerek, siz saatin devamlı kadranını görüyorsunuz ancak çevrenizdeki insanlar genelde saatin kasasını ve/veya bileziğini görüyor.) Lug width dediğimiz bilezik genişliği de burada önemli. Zira örneğin 24-26mm ile gelen bir bilezik her ne kadar incelerek gelse de illa göze batıyor.
Bu hususta entegre bilezikli bazı saatlerde entegre bileziklerin bileği sarmamasından mütevellit, entegre bileziğin bilhassa ilk baklasının kasa ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği ve bu durumun entegre bilezikli saatlerin olduğundan daha büyük saatler olarak görünmesine sebep olduğu gibi hususları da atlamamak lazım. Bu noktada forumun en gözde modellerinden olan PRX’i tereddütsüz örnek verebilirim.
Bir diğer done, kalınlık. Yine Submariner ve Yacht Master örneğinden gidecek olursak; Yacht Master’ın göze daha küçük görünmesinin bir diğer nedeni de Subarminer’a göre yaklaşık 1mm daha ince olması. Saat inceldikçe doğal olarak göze ekseriyetle daha küçük görünüyor. (Üyemizin bahsettiği hususu müstesna tutuyorum. Zira ultra thin diye tabir edilen ultra ince kasa yapısına sahip olup görece çapı büyük olan saatlerde, -bileğiniz de çok kalın değilse- proporsiyon olarak çiğ durma, göze büyük gelme durumları söz konusu olabiliyor. Bu husus da tasarımda tek bir doğru olmadığını gösteriyor aslında. Keza direkt olarak ince saat bilekte daha zarif durur diyemiyoruz bu önermeden de açıkça görüleceği üzere.)
Bir diğer husus tepe. Kasaya göre oldukça küçük yahut oldukça büyük tepeler de saatin orantısız (büyük) durmasına sebebiyet verebiliyor.
Saate hangi açıdan bakıldığı dahi saatin büyüklüğü hususunda aldatıcı olabiliyor. Öyle ki bileğinizdeki saate aynadan baktığınızda daha küçük göründüğünü fark etmişsinizdir. Bunlar aslında birer done.
Saatin kendi ölçülerinden bağımsız olarak; saati takan kişinin bilek yapısı dahi etkiliyor aslında görünüşü. Zira aynı bilek çevresine sahip iki insanda aynı saatin farklı durduğunu gözlemlemişsinizdir. Burada da bileğin yapısı (düz mü yoksa oval mi olduğu) etkili olduğu gibi, bilek kemiğinin (ulna) yapısı dahi saatin bileğimizde duruşunu etkiliyor. Örneğin: Çıkıntılı ulna kemiği olan insanlarda bilhassa kalın ve keskin luglu saatlerin bileğe tam oturmadığını gözlemlemişsinizdir. (Bu meseleden ben de muzdaribim. Sorunu, saati kemiğin arkasına takmakla buluyorum. Hem gözüme daha hoş geliyor hem de saat, bileğimde kemiğin yüksekliğiyle hareket etmemiş oluyor.)
Saati takan kişi demişken; saatin takılış şekli dahi etkiliyor görüntüyü. Sıklıkla ‘’bilezikle / kayışla bileğiniz arasına işaret parmağınız mutlaka girmeli’’ önermesini duymuşsunuzdur. Bu husus benim nazarımda çeşitli nedenlerden kabul görmüyor. (Saati çarpma ihtimalim artıyor ve rahat hissetmiyorum bu şekilde.) Zira ilgili telkine uyamamamdaki başat rol; bilezikle / kayışla bileğim arasında boşluk olduğunda -bilhassa bilezikli saatlerde- saatin bileğimde oynamasından mütevellit, o saatin bileğimi ortalaması hissini kaybetmem ve doğal olarak bilekte kaymış saatin gözüme daha büyük görünmesi.
Sosyal medyanın hızla hayatımıza girmesi ile beraber estetik algılarımızın da yok olduğunu düşünüyorum. 50-60 yıl öncesinde amiyane tabirle ‘’para verilse takılmayacak’’ saatler günümüzde moda adı altında rağbet görebiliyor. Bu kapsamda birçok saatin (bilhassa kült modellerin) özünden koparıldığını düşünüyorum. Özellikle kırıcı olmamak ve polemik yaratmamak adına marka ve model belirtmeyeceğim bu mesele hakkında ancak açık olmak gerekirse çevremde ve çeşitli mecralarda gördüğüm saatlerin belki %90’ından fazlası gözüme ‘’çok büyük’’ geliyor. Burada asıl sorun, ilgili saatleri takan insanların bileklerinin aşırı ince olması değil elbet. Asıl mesele, izah etmeye gayret gösterdiğim üzere bozulan estetik algılarımız ve bununla beraber yerleşen sahip olduğum metaları ‘’göstermeliyim’’ ‘’daha büyüğüne sahip olmalıyım’’ düşüncesi.
Hülasa; saat proporsiyonu, çaptan ve uzunluktan ibaret değildir / olmamalıdır.
Saat oranları konusunda başta da belirttiğim üzere takıntılı olmam ve son dönemde bu meseleler hakkında birçok yorum ile karşılaşmam hasebiyle, ayrıntılı yazmak istedim. Umarım zaman ayırıp okuyanlar açısından faydalı olmuştur.
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi[/quote]


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi



